10 Aralık 2010 Cuma

OKUYUN! OKUYUN DA BİR ŞEYLER ÖĞRENİN DİYE YAZIYORUZ!..


Hiçbir dava, militanı olmadan bir yere varamaz; onun içindir ki Kemalist militan yetiştirmek aslolandır! İşte bunun için yazıyoruz… İşte bunun için okuyun ve okutun! Davaya hâkimiyet, önce inanç sonra da bilgiyle olur!
Yumuşak Atatürkçülük olmaz!
‘’Bize düşen, yükün ağır kısmı; her sefer ağırdır…
Şimdi kalkıp buralardan gitmenin zamanı değil, mücadele ağırdır… ‘’
Bir üniversite öğrencisinin bir toplantıda Mehmet Altan’a verdiği şu cevap herkese ibret olmalıdır: ‘Benim bağımsızlığım, sağlığımdan daha önemlidir!’ Siz; öğretmenler, öğretim görevlileri, terziler, berberler, avukat ya da doktorlar acaba siz ne düşünüyorsunuz? Bir ülkenin bağımsızlığından önemli ne olabilir, bir fikriniz var mı?.. İşte bunun için okuyun, okuyun da bir şeyler öğrenin diyoruz…
Nazım’ı okuyun, okutun! Okutun ki vatan sevmenin, memleket sevmenin ne yaman bir iş olduğunu görsünler…
Cem Karaca’dan ‘’KARABAĞ’’ı dinleyin dinletin!
Cem Karaca’dan ‘’KERKÜK ZİNDANLARI’’nı dinleyin dinletin!
Cem Karaca’dan ‘’ÜLKEM BENİM’i dinleyin, dinletin!
Dinletin ki; solculuğu, ‘sosyalist enternasyonal’ den ibaret sananlar bi dursunlar!
Dinletin ki; serçe kuşunun semire semire artık baykuş olduğunu görsünler!
Ve dinletin ki; Ermeni, Rum, Türk veya başka bir şey olmanın değil, insan olmanın onurunu duysunlar! Hepsi birden Ermeni olanlar, bir de buradan yaksınlar… Yaksınlar ki; içlerine çektikleri duman onları, üfledikleri ise insanlığı yakar, görsünler artık!.. Gaflet, dalalet ve ihanetten dönsünler artık!
Bu ülke hepimizin. Kent soylu bir adam veya eline kalem değmemiş bir çoban, kim olursanız olun memleket bizim…
Cem Karaca’yla 21 yaşımda ‘İzmir Aliağa Termik Santral’ protestosu sırasında Gencelli köyünde tanışma imkânı bulmuştum. Bu vesileyle anmak istedim…
Okuyun, okuyun da bir şeyler öğrenin diye yazıyoruz! Bir pencere açın kendinize. Kimsenin bakmadığı ya da bakmaya cesaret edemediği ve de rahat olamayacağınız bir açıdan bakın memlekete. Bakın o zaman neler göreceksiniz, neler!
Müslüman-Müslüman dolaşan ağaların aslında Siyonist Yahudi uşağı olduğunu göreceksiniz! Laikliği savunuyorum diye televizyon-televizyon dolaşan sahte Cumhuriyetçilerin gerçek yüzlerini göreceksiniz! Sosyalist Enternasyonale katılmanın solculuk olmadığını keşfedeceksiniz.. Ve daha neler!.. Onun için biz diyoruz ki; okuyun, okuyun da bir şeyler öğrenin!
Din! Zurnanın zırt dediği yer!.. İşte karmaşanın başladığı yer ve tüm olup bitenlerin kaynağı! Şimdi birazcık irdelesek; Müslüman’ı bir yerden, Hıristiyan’ı bir yerden Musevi’si bir yerden havaya zıplayacak biliyorum. O yüzden konuyu es geçiyorum. (Es geçiyorum derken, Hz İbrahim’den bugüne dinlerin doğuşu ve Kabala mistisizmini inceleyen ve tüm bunların günümüze yansımalarını irdeleyen çalışmalarımı en geç bir yıl içinde yayınlayacağım. Şimdi ki amacım kuru gürültüden uzak durmak hepsi bu…)
Dini es geçtik mi geriye pek bir şey kalmıyor ya neyse, biz yine devam edelim…
Okuyun, okuyun da bir şeyler öğrenin diye yazıyoruz derken, hâşâ ukalalık değil amacımız. Okumanın sonu yok. Okuyun! Atilla İlhan okuyun. Nazım Hikmet okuyun… Memleketinden imtina ile bahsedenleri değil, memleket sevgisini nakış gibi işleyenleri okuyun. Soros vakıflarından beslenenleri değil, vatanseverlerin yazılarını okuyun…
Din kardeşliği yalanlarıyla sizi Araplar gibi köleleştirmeye çalışanları değil, Türk ulusunun çıkarları için bir şeyler anlatmaya çalışanları okuyun. Ilımlı İslam palavralarıyla Yahudi-Hıristiyan ittifakına hizmet edenleri değil, Müslümanlığın gerçek erdemi olan insanlığı savunanları okuyun. Beş yıldızlı otellerde düğün yapan sözde Müslümanların sahte adalet yalanlarını değil, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nı okuyun… Okuyun! Okuyun da bir şeyler öğrenin, diye yazıyoruz…
Altı Ok’un beşini yerlere saçıp sadece laikliği bayrak kılanları değil, gerçek Kemalistleri, vatanseverleri okuyun. Cumhuriyetinize sahip çıkın, derken; ne kadar cumhuriyet yıkıcısı varsa hepsine imkân sağlayanları değil, Cumhuriyet’in gerçek savunucularını okuyun!
Geçenlerde öğretmen olan bir arkadaşım bana dönerek, ‘’iyi diyorsun da, biz ne yapabiliriz ki?’’ diye sordu, sitemle karışık. En son ne zaman kitap okudun, dedim. Düşündü hatırlayamadı. Son okuduğun bir yazıdan bahset dedim, sustu yine… Okuyacaksınız kardeşim! Okuyacaksınız ki, okumayanlara anlatabilesiniz!
Bizim bir davamız var! Bu dava başkalarının hesaplarına veya düşünlerine değil, Mustafa Kemal’in Altı Ok’una dayanmaktadır ve adı da Kemalizm’dir! İşte bu davayı yüceltmek ve davaya inanan insanlar yetiştirmek için okuyacaksınız, okuyacaksınız ki kemikleşmiş kadrolar oluşturmak için davayı anlatabilesiniz. Bir kişi bile kazansanız, kârdır! İşte bunun için okuyacaksınız. Biz öyle yapıyoruz…
Mustafa Kemal’in ‘Karma Ekonomi Politikası’nın bu günler itibarıyla Devletçilik İlkesi ışığında ne denli gerçekçi olduğunu okudukça göreceksiniz. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’i neden gençlere emanet ettiğini, okudukça anlayacaksınız. Gençlerin, Cumhuriyet dışında sahip olduğu hiçbir mülkün olmadığını göreceksiniz.
Profesörü de okuyacak, çobanı da okuyacak, okuyacak ki; salon Atatürkçüleri ve gardırop Atatürkçülerinin maskeleri indirilebilsin. Okuyacaksınız ki; her Atatürkçünün laik ama her laik’in Atatürkçü olmadığını kendi gözlerinizle görebilecek ve gösterebileceksiniz!
İsrail’e her bağıranın İsrail’in düşmanı değil, derin dostu olduğunu görebilmeniz için ve görüp de deşifre edebilmeniz için okuyacaksınız… ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ cümlesinden rahatsız olanların aslında solcu değil, ‘’sol görünümlü odun’’ olduğunu göreceksiniz.
Ki hazır olabilesiniz! Devrim haber vermeden gelir! O zaman ne yapmanız gerektiğini daha iyi bilirsiniz. İşte sırf bunun için okuyun ve okutun!
Ulusal bağlamda yayın yapan sitelerde yayınlanan yorumları inceliyorum ki; bu yorum yapanlar en bilinçli dediğimiz kesim! Durum içler acısı… Ben bir yazımda Türkan Saylan’ın ANNAN Planına Denktaş’a rağmen evet dediğini söyledim ve bundan dolayı Atatürkçü olmadığını yazdım ve yetinmedim Prof. Dr. Erol Manisalı’dan yardım alarak;‘’Türkan Saylan gibi gardırop Atatürkçüleri var. Avrupa Birliği´ne laf söyletmiyor, Gümrük Birliği´ni savunuyor, Atatürkçüyüm diyor. Olmaz böyle şey. TÜSİAD´dan farkı yoktur. Atatürkçülüğü istismar ediyor, kullanıyorlar.” Söylemini not düştüm…
Adamın biri yazıma yaptığı yorumda; ‘’Türkan Saylan’a uzanan diliniz acımadı mı? Diye serzenişte bulundu bana… Oysa ben Türkan Saylan’ın kötü biri olduğundan değil, verdiğim örneklerle Atatürkçü olamayacağından bahsediyordum! Şimdi akıl var mantık var, emperyalizmin kuklalarının hazırladığı plana evet diyebilen biri nasıl Atatürkçü olur? Adam daha buraya gelememiş ki… Yorumunun devamında ahkâm kesmeyi de ihmal etmiyor tabi…
İşte bunun için, okuyun, okuyun da bir şeyler öğrenin, diye yazıyoruz. İyi niyetli olmanız yetmez, davaya ve davanın gerektirdiği her şeye sahip olabilmeniz için okumalısınız. Okumalıyız. Okutmalıyız! Yolda, kırda, bahçede kimi görürseniz çevirin ve davayı anlatın.
Hiçbir dava, militanı olmadan bir yere varamaz; onun içindir ki Kemalist militan yetiştirmek aslolandır! İşte bunun için yazıyoruz… İşte bunun için okuyun ve okutun! Davaya hâkimiyet, önce inanç sonra da bilgiyle olur!
Yumuşak Atatürkçülük olmaz!
Cem YAĞCIOĞLU

0 yorum:

Yorum Gönder