Biliyorsunuzdur; Başbakan’a “Kaddafi İnsan Hakları Ödülü” verildi önceki gün…
Bu da iyi bir şey…
Belki bir de deve verilecekti; ilgisiz-alakasız bir şey verme serisini tamamlaması bakımından…
*
Ben en çok insan hakları ödülünü Tayyip Erdoğan’a verirken Kaddafi’nin ne diyeceğini merak ediyorum…
Korkum ise; Kaddafi’nin o arada insan haklarını tanımlamaya kalkma olasılığıydı…
Tabii ki bir de deve sorunu vardı, neyse ki deveden vazgeçilmiş. Yoksa Başbakanımızın “insan hakları ödülü” yanında bir de deveyle yurda dönmesi durumunda, hadi deve Ankara trafiğine uydurulurdu da, insan hakları ödülünü neyin neresine uyduracaksınız?…
*
Bu ödül iki bakımdan anlamlı:
Bir; veren bakımından…
İki; alan bakımından…
Veren; diktatör…
Veren; sorulan soruya kızdığı zaman mikrofonu soranın kafasına attığı gibi, kamerayı da kırıp, kaçan kameramanı yakalarsa, 38’lik zum objektifini…
*
Veren; Trablus’ta yayımlanan “Oya” gazetesini oğluna satın almış birisi… Eski çalışanlarından muhalif olanları kovup gazetenin adını ne yaptılar biliyor musunuz:
“Sabah Oya”.
*
Ödülü veren; yoksul bir aileden geliyor, burslu okumuş ama şimdi ülkenin en zengini… En çok kullandığı din-iman… 1969’da Kral İdris’i devirdiğinde “Allah’ın izni ile” bunu yaptığını söyleyip “Herkesi Allah yolunda birleşmeye” çağırdığından bu yana yoksul halk büyülenmiş gibi onu alkışlayıp-zıplıyor…
Veren; kendi anayasasını da yapmış birisi… Bu anayasada her şeyi kendisi belirlediği gibi, belirlediklerini duruma göre değiştirme yetkisi de var…
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na “İnsan Hakları Ödülü” veren: Kaddafi…
Alan?..
Artık siz bilirsiniz…

0 yorum:
Yorum Gönder