Çarpıcı iki açıklama dikkat çekiyor.
Birinci açıklama Türkiye İstatistik Kurumu’ndan:
Kurum “Gelir ve Yaşama Koşullarını”
araştırmış.
Türkiye’de yoksul sayısı -2009 yılında- 12 milyon 97 bin kişi.
Yaşam koşulları bu rakamın 2010 yılında daha artacağını gösteriyor.
Yoksulluk sınırı da 3 bin 164 liradan 3 bin 522 liraya yükselmiş.
En alttakilerle en zenginler arasındaki uçurum ise giderek büyüyor. 8.5 kat!
Bu saptamaya Forbes dergisinin yöneticilerini bile şaşırtan şu bilgiyi ekleyebilirsiniz:
Derginin açıkladığı listede yer alan 47 Türk zenginin serveti 87 milyar dolardan 104 milyar dolara çıktı!
Araştırmada yer alan çarpıcı sonuçlardan bir başkası; örneğin nüfusun yüzde 87.4’ü evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayacak durumda değil.
Halkın yüzde 60.5’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek yiyemiyor.
Yeni giysi alamayanların oranı yüzde 43.9.
Çarpıcı ikinci açıklama; AKP adına kamuoyu araştırması yapan Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi ANAR’dan.
Seçime üç ay kala -ANAR’a göre- partilerin alacağı oylar şöyle:
AKP yüzde 49, CHP yüzde 24, MHP ise yüzde 12!
***
Bu iki açıklama AKP iktidarında Türkiye’nin gerçek yüzünü sergiliyor.
Bir yanda devletin resmi kuruluşu, Türkiye İstatistik Kurumu ülkede yoksul sayısının giderek arttığını açıklıyor.
Halkın temel kimi gereksinmelerini artık karşılayamaz hale geldiğini ilan ediyor.
Diğer yanda açıklanan olası seçim sonuçlarına göre, toplumu kasıp kavuran yoksulluğa, işsizliğe karşın AKP oylarında düşme yok! Tersine oyu yüzde 49’lara tırmanıyor.
Bir ülke halkının en az yüzde 10’u yoksul… ama o ülkenin yoksul halkının yüzde 49’u yoksulluğa, işsizliğe çare bulamayan iktidar partisine oy veriyor.
Ekonomi güçlendikçe, fakirin fukaranın sayısında da artış olacağı bilimsel biçimde açıklanabilir ama… yoksul karnını doyurmayan bu açıklamayı acaba sindirebilir mi?
ANAR’a göre sindiriyor!
***
AKP’nin mucizeler yarattığını iddia ettiği ekonomi ile ilgili açıklamalar acaba gerçeği yansıtıyor mu?
Ana muhalefetin araştırmaları hükümetle aynı kanıda değil.
Uygulanan ekonomi mucizeler değil; yoksul üretti, işsizlik üretti.
Toplumda en alttakilerle en üsttekiler arasındaki makasın giderek büyümesine neden oldu.
CHP’ye göre Türkiye 1987 yılında (ekonomik sıralamada) en büyük on dördüncü ülke idi, on altıya geriledi.
80 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nin borçlandığı miktar 242 milyar lira. Sadece sekiz yılda borçlanılan miktar 217 milyar lira.
2002 yılında dış borç stokumuz 129 milyar dolardı. Sadece son sekiz yılda 137 milyar dolar daha borçlandık.
2002 yılında vatandaşların bankaya olan borçları 6.5 milyar lira, 2010 Aralık ayı itibarıyla 170 milyar lira.
1980-2002 döneminde dünyada ortalama büyüme hızlarına bakıldığında Türkiye, 49’uncu sırada.
2002-2009 döneminde 68. sırada.
(Kaynak: CHP Ekonomi derginin şubat sayısı)
***
Hak yemeyelim. Bir yükseliş var MSP’den, RP’den olma AKP kadrolarında.
Hızlı, baş döndürücü bir yükseliş!
Tabii ulusal irade ile geldikleri için ulus adına: eza, cefa, çile çekmeden ikbale, refaha, paraya kavuştuklarını gösteren bir yükseliş.
Hocalarından miras “Adil Düzen” getirdiler; Kendileri için!
Hocaları 100 bin tank, 100 bin uçak üretmekten söz ediyordu.
Öğrencileri geçmişi bir kalemde sildiler ve… Batı’nın da Doğu’nun da hayran kaldığını iddia ettikleri yeni ve muazzam bir Türkiye yarattıklarını ilan ettiler.
Böyle bir iktidarın elindeki ülke; yalın ayak, başı kabak gezen Araplara model ha?
Bu ülkenin yüzde 49’u; yoksul, aç, çıplak, işsiz… bu koşulları yaratan bu partiye hâlâ oy verecek ha?
İnsanlarımıza akıl fikir ihsan eyle Yarabbi!

0 yorum:
Yorum Gönder