21 Mayıs 2011 Cumartesi

Başbakan Yalan Söylemez!… - Rıfat serdaroğlu

Başbakan Yalan Söylemez!…

T.C  Başbakan’ı  yalan söylemez. Hele Tayyip Bey gibi, yalan söylemenin dinen çok büyük bir günah olduğunu bilen biri asla yalan söylemez.
Bazı Bakanların yolsuzluk yaptıkları ile ilgili haberler CHP Lideri tarafından kendisine hatırlatılan Başbakan Erdoğan; “ Ben o Bakanları tutmam. Milletvekili listelerine bakın. Geçmişte Bakanlık yapıp da milletvekili listelerine girememelerinin bir sebebi var” dedi.
Kimse Başbakan Erdoğan için, yolsuzluk yapanları Bakanlık koltuğunda tutuyor diyemez, önce ben karşı çıkarım. Kendisinden habersiz bir iş yapan Bakan olursa doğru liste dışına…

Yalnız burada ufacık bir problem ortaya çıkıyor;

*Başbakan tüm Bakanların faaliyetlerinden sorumludur. Eğer bir Bakan yolsuzluk yapıyor ve siz de Başbakan olarak bunu on binlerce kişi önünde ilan ediyor fakat, yasal denetim yaptırmıyorsanız siz de suç ortağısınız demektir. Yolsuzluk yapanı tespit etmek ve AKP zarar görmesin diye hırsızı kanundan kaçırıp  liste dışına atmak, katmerli suçtur.

Bunu yapan kişinin makamı, sıfatı ne olursa olsun, Türk Milletine “Namus” satmaya hakkı yoktur.

Çünkü siz kendi ağzınızla, kendi ifadenizle “suçüstü” yakalandınız…

Başbakan yalan söylemez derken boşa konuşmuyoruz.  Herhalde bir bildiğimiz var, değil mi?

Devlet Bahçeli’nin tasvip etmediği ve gereğini anında yaptığı kaset görüntüleri ortaya çıkınca Başbakan Erdoğan bu durumu miting meydanlarında kullandı. Bu yüzden kendisini  eleştirenlere ise “Özel hayatmış, bunun neresi özel hayat? Bunlar aile kurumunu batırdılar” diye doğru ve dosdoğru, delikanlıca bir cevap verdi…

İşte burada da ufacık bir problem ortaya çıkıyor;
Devlet adamları  namusuna, aklına, bilgisine aile hayatına güvendikleri uzman kişilerden “Danışman” alırlar. Ona hem uzman olduğu konularda danışırlar hem de devletten dolgun maaş verirler.

Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarından birinin adı Ali Yüksel’dir. Müftü Yardımcılığı yapan bu kişi, Almanya’da “Almanya İslam Konseyi” adlı bir grup tarafından “Şeyhülislam” seçilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasaları böyle bir makamı kabul etmez. Bu, Lâiklik ilkesine vurulan bir darbedir.

Başbakan Erdoğan’ın bu danışmanı üç hanımla evlidir. Üç hanımıyla da aynı evde yaşamaktadır , kendi ifadesiyle sayıyı 4’e kadar götüreceğini  ve bunun “Sünnet bir ibadet” olduğunu söylemektedir. Bu kişi ile Başbakan Erdoğan çok eski tanıştır. Bu kişi,  zamanında Milli Görüş Teşkilatı Genel Sekreterliği yapmış, İslami Holdinglere ve Deniz Fenerine para toplama işinde çok çalışmıştır.

Dostluklar o kadar eskidir. Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Ali Yüksel’in damadı Suat Kılıç ise Samsun AKP Milletvekili ve AKP Meclis Grup Başkanıdır. Yani Başbakanın, Meclis grubunda en güvendiği kişidir.

Ali Yüksel’in üçüncü eşi Dilber Yüksel, bir röportajında, “Ben Ali Bey’e 11 yaşında aşık oldum”  ve bu evlilikten “üç eşlilikten” çok mutluyum demiştir!…

Böyle bir kişiyi danışmanı yapan birinin kimseye “aile hayatı”, “evlilik”  ve  Türk Medeni Kanunu üstüne söyleyebileceği sözü yoktur, olamaz!…

Gelelim, Başbakan Erdoğan’ın bir doğru davranışına daha!..

Yani Kürşat Tüzmen olayına…

Başbakan, yolsuzluk yapanı listeden attım şeklindeki sözlerinden sonra, önce Kürşat Tüzmen panikledi. Koşturmaya başladı, fakat yanlış yöne doğru. Halbuki yapması gereken çok basitti. Kendisi isim verilerek Türk kamuoyu önünde suçlandığı ve bu sebepten listeden atıldığı için, hemen bir basın toplantısı yapmalı ve Başbakan Erdoğan’a; “Ne biliyorsanız açıklayın. Benim günahıma giriyorsunuz. Ben namuslu bir adamım. Açıklamazsanız namertsiniz” gibi önemli laflar söylemeliydi.

Hatta biraz da heyecan katmak için, “Açıklamazsanız, ben de sizinle ilgili bildiklerimi açıklarım” deyip olaya biraz da heyecan katmalıydı. Yapamadı, yüreği yetmedi, kendine güvenemedi. Kasımpaşa tabiriyle maçası sıkmadı!…
Kemal Unakıtan ve iki dünür Hilmi Güler- Osman Pepe ise asla konuşmazlar. Onların dilleri mühürlenmiştir. Dilleri ancak Yüce divanda açılacaktır.

Buradaki ufacık problem de şudur; Eğer etrafınızı yolsuzluk yapanlar sarmışsa ve siz bunu bildiğiniz halde susuyorsanız sizin Türk Milletine namus satmanıza kimse inanmaz.

Son söz; Kendiniz  camlı köşkte oturuyor ve camdan okuyorsanız, başkasına taş ve laf atmayınız. Elin oğlu çıkar, böyle üç-beş söz söyler hem sizin  o  okuduğunuz cam bozulur, tutulup kalırsınız, hem de bir taş atar, camlı köşkünüz yerle bir oluverir…

Sağlık ve başarı dileklerimle
Rifat SERDAROĞLU

0 yorum:

Yorum Gönder