Yılmaz Özdil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılmaz Özdil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2011 Cumartesi

Myanmar sizinle gurur duyuyor- Yılmaz Özdil


 Myanmar sizinle gurur duyuyor

Deniyor ki:
“Otorite” boşluğu meydana geldiği için, Libya’ya giriş-çıkış’ta sorun var.
Olaylar patladığından beri…
709 Filistinli
569 Myanmarlı
415 Somalili
225 Eritreli
128 Afganlı
57 Suriyeli
54 Iraklı
46 İranlı
40 Pakistanlı
32 Cezayirli
31 Faslı
20 Ruandalı
12 Çinli
8’er Kongolu, Tunuslu
7’şer Vietnamlı, Mısırlı
6’şar Ganalı, Bangladeşli
5 Sri Lankalı
4 Dominikli
3’er Ugandalı, Gambiyalı
2’şer Ekvadorlu, Nijeryalı
1’er Fildişi Sahilli, Hintli, Filipinli, Sudanlı, Nepalli yasadışı yollardan Türkiye’ye “giriş” yaptıktan sonra, Avrupa’ya “çıkış” yapmak için “feribot” beklerken 14 ayrı şehirde enselendi.
Ha bi de Sierra Leoneli var.
Hani, hükümeti eleştirenlere “bunların önüne harita koysak, adı geçen ülkelerin yerini bile gösteremezler” diyor ya Başbakanımız… Öyle hakikaten.
*
Ordan çıkaramadığımız…
En az 20 bin küsur.
Buraya giren…
En az 2 bin küsur.
Bunlar yakalananlar çünkü…
Gerisi meçhul.
Oraya pasaportla gönderdiklerimizin sayısını bilmediğimiz gibi, buraya
pasaportsuz girenlerin sayısını da bilmiyoruz.
Sanırım o yüzden “otorite boşluğu meydana geldiği için, Libya’ya
giriş-çıkış’ta sorun var” deniyor…
Otorite olsa, sorun yok.
MÜSTERİH NOT:
Dünkü yazımda, Trablus Büyükelçiliğimizin, Libya’nın patlamasına 48 saat kala “Müsterih olun” diye duyuru yayınlandığını… Bu skandal duyurunun Libya patlar patlamaz, Trablus Büyükelçiliğimizin resmi internet sitesinden apar topar silindiğini… Ancak, Başbakanlık’a ait olan “müşavirlikler.gov.tr” adresinden silmeyi unuttuklarını, duyurunun kabak gibi orada durduğunu yazmıştım. E ben bunu yazınca, Başbakanlık’a ait siteden de saat 10 gibi sildiler. Ancak… Bu sefer de, Trablus Büyükelçiliğimizin resmi internet sitesindeki Ticaret Müşavirliği bölümündekini silmeyi unuttular iyi mi O

Yılmaz Özdil

10 Şubat 2011 Perşembe

Kâğıttan kaplan- Yılmaz Özdil


Kâğıttan kaplan
Harp Okulu’nu birincilikle bitiren teğmenin cep telefonuna, bizzat polis tarafından teröristin telefon fihristi yüklenirken… Polisler askere gitmesin diye özel kanun çıkartıp “yırttınız” diyen kimdir?

a) Behzat Ç.
b) Komser Kolombo
c) Bekçi Murtaza
d) Süheyl Batum
e) Hiçbiri
*
Gariban çocukları şakır şakır şehit olurken, politikacı, general, kodaman çocuklarının vatani görevlerini Boğaz’da, orduevlerinde yaptığı… Ha bire göbeğe çizik attırma, dalağı aldırmış gibi yaptırma çetesinin ortaya çıktığı, Bakan’ın bile
sahte evrakla asker kaçağı
olduğu ülke hangisidir?
a) Burkina Faso
b) Aşağı Saksonya
c) Yukarı Volta
d) Doğu Timor
e) Hiçbiri
*
Kandil’i BBG evi gibi izliyoruz derken, Murat Karayılan’ın Kandil’de basın toplantısı yapmasını armut gibi seyredene… Hayatını terörle mücadeleye adayan subayları içeri tıkıp, teröriste kırmızı halı üzerinde halay çektirene, ne denir?
a) bravo
b) yasu vre
c) congratulations
d) viva
e) yuh
*
Bir yandan “benim oyumla dağdaki çobanın oyu
bir mi” diyene küfür ederken,
beri yandan “okuyanla okumayan bir mi” deyip, cukkası olana bedelli askerlik çıkarmak isteyen kimdir?
a) Quaresma
b) Minik Osman’ın fingirdek üvey anası Caroline
c) Muhammed el Baradey
d) Lady Gaga
e) İbiş
*
Sanırsın kukuletadır, kapişondur, Armani türbandır… Yıllardır hiç rahatsızlık hissetmeden kafasında
Amerikan bezi “çuval”la
gezen millet hangisidir?
a) Tutsiler
b) Aborijinler
c) Aztekler
d) Hobbitler
e) Hiçbiri
*
İnternetten höt söz yapıp, oyları patlatan, sarayda baş
başa helalleştikten sonra zırhlı Audi’ye binip giden kimdir?
a) Michael Schumacher
b) Lance Armstrong
c) Kenan Sofuoğlu
d) Şoför Nebahat
e) Hiçbiri
*
Emri altında çalışan herkes darbeci diye içeri tıkılırken, kendisi sanki o sırada Satürn’deymiş gibi, kozmik imalarla, “kasaptaki ete
soğan doğramam, sağılmamış süte şeker koymam, denizdeki balığa limon sıkmam, marketteki sucuğa yumurta kırmam” diyen zat-ı muhterem kimdir?
a) Sahrab Soysal
b) Emine Beder
c) Ayşe Tüter
d) Vedat Milor
e) Hiçbiri
¡
12 Eylül 1980’de “Evren memleketimizin son şansıdır, darbe değildir bu, meşru müdafaadır, haklıdır, paşanın sözleri sadece hukuki değil, aynı zamanda başucunda tutulması
gereken mukaddes kitap gibidir” diye methiyeler düzüp, evlerinde parti vererek ağırlayıp, 12 Eylül 2010’da utanmadan, “Evren yargılanmalı” diye köşeler döşenen yüzsüz arkadaşların mesleği nedir?
a) dönerci
b) hamal
c) overlokçu
d) pezo
e) gazeteci
*
Gelene ağam gidene paşam demediği için, güce boyun eğmediği için, 12 Eylül darbesinde hapse tıkılan onur abidesi sanatçımız Müjdat Gezen, bugün, haysiyet celladı tetikçi medya tarafından darbecilikle suçlanırken… 12 Eylül 1980’de “Türk Silahlı Kuvvetleri yerinde ve zamanında karar aldı, halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” deyip, 12 Eylül 2010’da “Bunlar iki cihanda lekeli, ben evet diycem” diyen sanatçımız kimdir?
a) Paris Hilton
b) Romalı Perihan
c) Haydarpaşa’nın gelini
d) Kaldırım Serçesi
e) Hiçbiri
*
Adı Ramazan olan Antalyalı erin, ramazan ayında şehit düştüğü gün, Antalya’daki golf turnuvasına katılan, üstelik, 10 kişinin katıldığı turnuvada anca 9’uncu olabilen kuvvet komutanı için Mustafa Kemal ne demiştir?
a) İstikbal golflerdedir
b) Yurtta golf, cihanda golf
c) Ne mutlu golfçüyüm diyene
d) Golfçü milletin efendisidir
e) Ben sana general olamazsın demedim, Tiger Woods olamazsın dedim.
*
İnsanların eşinin, kızının namusuna iftira atıp, şeref madalyalı subayların kafasına sıkmasına sebep olan… Sahte olduğu kanıtlanan imzaları, sahte olduğu kanıtlanan belgeleri, sahte olduğu kanıtlanan planları, gerçekmiş gibi manşet yapan dinciler, hangi dine mensuptur?
a) Gavur
b) Budizm
c) Mormon
d) Patates dini
e) Hiçbiri
*
Şehide “kelle”, şehit yakınlarına “askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim” diyen devlet adamı, askerliğini nerede yapmıştır?
a) Pentagon
b) Estergon kalesi
c) Vietnam
d) Kuznetsov uçak gemisi
e) Kantin
*
“Ordu tasfiye edilsin, Apo paşa olsun” diyen yandaşlar, hangi partinin yandaşıdır?
a) Pijama partisi
b) Doğum günü partisi
c) Bekârlığa veda partisi
d) Seks partisi
e) Hiçbiri
*
Kendisi Manisa’dayken, kendisine Ankara’da suikast yapılacağını öne süren, aşçıyı suikastçi diye yakalatan, fuhuş yuvası bastırtır gibi bastırttığı kozmik odaya kozmetik oda benzetmesi yapan, “iyi ki bu komutanlarla savaşa girmemişiz” diyen, mesir macunu uzmanı siyasetçi kimdir?
a) Haydar Dümen
b) İdi Amin
c) Manisa Tarzanı
d) Asterix
e) Hiçbiri

Yılmaz Özdil

6 Şubat 2011 Pazar

Keçi – Yılmaz ÖZDİL




Başbakanımız hep ne der?
“Bunlar koyun güdemez.”
“Bunlar kaz güdemez.”
“Bırak davarı, koyun güdemez.”
Alışığız..
Davar, kaz, koyun.
En son çıktı, ne dedi?
“Bunlar keçi güdemez.”


“Hayırdır inşallah, güzel güzel koyunduk, niye keçi olduk durup dururken” dememize kalmadı ki, anlaşıldı.. Meğer, keçiyle aynı torbaya koymuşlar bizi.
Torba Yasa’ya..
İşçi hakları.
Keçi hakları.
Aynı torbada.
Oraya buraya saçılmayalım, yanlış patikalara sapmayalım diye, nizam intizam getiriyor torba.. Bir maddesiyle keçilere ormanda yürüme özgürlüğü veriyor, öbür maddesiyle işçilerin sokakta yürüme özgürlüğünü alıyor mesela… Ki, sürüden ayrılmayalım.
O nedenle, bizler sıcacık oturma odamızda pijamayla dizi seyrederken, bizim haklarımızı savundukları için, Ankara’nın ayazında gözüne gaz sıkılan, coplanan, tazyikli su püskürtülerek yerlerde sürüklenen sendikacılar ne olmuş oluyor böylece.. Günah keçisi.
Hayır, bi şey değil, hastalanıp keçi gribi olacaklar başımıza.
Aslına bakarsanız, nereye çekersen oraya gitmek lazım, kafamıza geçirilen torbaya keçi gibi inat etmemek lazım.. Çünkü, Adalet Bakanlığı’nın gardiyan eğitim merkezi nerede? Keçiören’de!

Uyarmadın demeyin, kimvurduya giderseniz, Adli Tıp Kurumu da Keçiören’de.
Laf olsun torba dolsun değil haliyle, sadece keçilere özgürlük yok o torbada… Keriz miyim niye vergi vereyim diyerek devlete borç takan uyanık patronlara, salak mıyım niye elektrik-su parasını ödeyeyim diyen sahtekâr vatandaşa, disiplin suçuyla okuldan atılana af getiriyor.

Dağlar kadar zararı olan KİT’lerin müdürlerine yüzde 200 zam; Ferrari’yle gezen artiste, 5 milyon Euro’ya transfer olan futbolcuya sosyal güvence getiriyor. Aynı zamanda, memura bu maaşla ev bile kiralanmıyor ama, memuru düğün sandalyesi gibi kiralamak mümkün hale geliyor. Gençleri koruyoruz ayaklarıyla içki satışı ufak ufak yasaklanırken, derelerin üstüne, sit alanlarının üstüne santral mantral kurulmasına yasal izin çıkıyor.
E ilave et keçileri..
Öğretmen sığmadı tabii.
Elin ağzı torba değil, büzemiyorsun… Vay efendim neymiş, “Keçileri bile torbaya koymuşlar ama, kadro bekleyen 70 bin öğretmeni sokuşturamamışlar mı” filan, mesaj yağdırıyorlar.
Kardeşim!
“Milli” eğitimde çalışıyorum diye havaya giriyorsun ama, milli misin?
Küçümsediğin keçi, milli.
Devletimiz tarafından “milli” olarak tescil edilip, Resmi Gazete’de yayımlanan, Anadolu mandası, sarı öküz, Sivas kangalı, Denizli horozu, Sinop tavuğu, Van kedisi, Bursa ipekböceği, Karaman’ın koyunu gibi “milli” o.. Ankara keçisi!
Sen kelaynak gibisin.
Tescil edilmedin henüz.
Hem zaten, bana niye mesaj atıyorsun, torba mı benim mesaj kutum.. Madem keçiyi kıskanıyorsun, Milli Eğitim Bakanı’na mesaj at, sana Abdurrahman Çelebi yasası çıkarsın.
Üstelik, keçi deyip geçme, daha geçenlerde İçişleri Bakanlığımız açıkladı, son nüfus sayımındaki doğum günü tespitlerine göre, Türkiye’de en kalabalık burç hangisiymiş?

Oğlak..

Şaka bir yana, ölü poposuna pamuk tıkar gibi, tuttuklarını tıktıkları için, dünya rekoru bu torba.. Bırak içeriğini, sadece başlığı bile 612 kelimeden oluşuyor.


İki sayfa tutan 612 kelimeyi yazarım yazmasına ama, hazır nizam intizam sağlanmışken, tatil günü keçileri kaçırmanın âlemi yok herhalde..

YILMAZ ÖZDİL

3 Şubat 2011 Perşembe

Defne- Yılmaz Özdil,


- Defne Joy Foster öldü…
- Ahmet Altan’ın oğlunun evinde.
- Ahmet Altan’ı arayın.
- Çetin Altan konuşur mu?
- Deneyin, n’olur n’olmaz…
- Babasını canlı yayına çıkaralım.
- Amerikalı abi, kimbilir nerde…
- E telefonla canlı yapsak?
- Annesi geldi, onu çıkaralım.
- Evliydi di mi, kocasını bulun.
- Anne babası boşanmış, kendi
evliliği de görünen o ki limoni, aile
dramı yani, oraları kurcalayın inceden.
- Mübarek’in konuşması vardı…
- Bırak şimdi Mübarek’i filan…
- Acun’u konuk alalım.
- Çıkmaz, kendi programına çıkar.
- Show Haber bağlamıştır çoktan.
- Yıkılır bu hafta dans yarışması…
- Yarışma bitirilsin mi, yoksa devam mı etsin, polemik başlatalım, ahaliye soralım.
- Son dansını bulun.
- Hüzünlü klip yapalım.
- Veda konuşmasını verelim.
- Ha bire didiştiği partneri vardı.
- Rik.
- Bulun onu, pişman mı, sorun…
- Pascal Nouma’yı çıkaralım!
- Partnerini de alsın gelsin…
- Cıvıtma, Azra Akın’ı arayın.
- Yüzücü vardı bi tane, olur mu?
- Tan Sağtürk gelsin.
- İki lafı bir araya getiremiyor o…
- Şeyi getirsek, ikoncan kız hani.
- Eda meda gibi bi şey…
- Bak o şık olur, arayın…
- Astımmış, doktor bulsak?
- Morgdan canlı yayın yapalım.
- Milletvekillerine soralım…
- İster misin Bülent Arınç ağlasın.
- Twitter, facebook yıkılıyor…
- Armağan Çağlayan twitter’a
“biri şaka olduğunu söylesin”
diye yazmış, onu çağıralım.
- Hürrem’i oynayan kızı çıkaralım.
- Niye?
- Ne bileyim abi, aklıma geldi.
- Sanatçı menajerleri kuyrukta, şu şu isimleri isterseniz getirelim diyorlar…
- Seçin aralarından, yedek.
- İçki hap map işine girelim mi?
- Ölmüş kız, üzülür şimdi millet.
- Abartmasak, kısaca versek…
- Öbürleri kesin köpürtür.
- Vermezsek reyting çöker.
- Ciddi ayaklarına yatan haber kanalları bile verdi şakır şakır, komedi dans üçlüsündeki adam çıktı, hatıralarını anlattı.
- Emniyet’ten canlı yapalım.
- Cenaze evinden de yapalım.
- Cenaze töreni yarın galiba…
- Sanatçı tayfasının alayı gelir.
- Mustafa Sarıgül banko gelir.
- En az üç-dört kamera izlesin.
- Kahkaha atan jüri kimdi?
- Saba Tümer.
- Hah… Onu getirelim.
- Bu sefer ağladı deriz.
- Dramatik bi de müzik bulun.
İletişim fakültelerinden sık sık davet gelir, gazetecilik televizyonculuk işini anlatayım diye… Vakit darlığı nedeniyle hiçbirine gidemiyorum maalesef, diyeceğimi topluca burdan diyeyim.
Limon satın…
Bu işi yapmayın.


YILMAZ ÖZDİL

22 Ocak 2011 Cumartesi

Aman Haberal’ı sıkı tutun ha…

Neymiş efendim…
Yanlış bacağı kesmişler.

*
Kardeşim… Hükümetimizi dinleyip “aile hekimi”ne gideceğine, el âlemin hekimine gidersen olacağı bu, tanıyamamıştır bacağı… Ben mesela her ihtimale karşı işe gelmeden uğradım aile hekimime, “Bak arkadaş, bu sağ, bu sol, sonra karıştırdım filan anlamam, ona göre!”
*
(Bu tür haberler olduğunda, her nedense “kasap gibi doktor” başlıkları atılır. Halbuki, bonfile isteyene pirzola, biftek isteyene incik vereni görmedim bugüne kadar… Bunlara kasap demek, kasaplara hakaret.)
*
Frankeştayn’ı serbest bıraktıkları gün, taksitle böbrek satan arkadaşları yakaladılar bu arada… Garibandan tiko para 5 bine alıyorlarmış, peşin fiyatına vade farksız 25’e satıyorlarmış.
*
E organ’izasyon taksitle olunca…
Ceset de bonus’lu oluyor haliyle.
*
Abisini morgdan alan vatandaş, son bir kez yüzünü görmek için kefeni araladı ki… Rahmetlinin yanına, bi tane kadın bacağı, bi de bebek cesedi koymuşlar. Meğer rahmetlinin bacağı daha önce diz altından kesilmiş… Onu kalçaya kadar tamamlamışlar, bebek ekstra.
*
DNA testi yapacaklarmış iyi mi…
Adama kadın bacağı takıp, bebek monte etmişler, hâlâ kromozomda molekül arıyorlar!
*
(Buna benzer hadise, Haydarpaşa Numune’de yaşanmıştı. Kadının biri vefat ediyor, hastabakıcıya veriyorlar, morga götür diye… Asansöre biniyor, peşinden sedyeyi çekiyor, en alt kattaki düğmeye basıyor. Bismillahirrahmanirrahim, kadın ayağa kalkmaya başlıyor. Hem de öyle böyle değil, tavana kadar dikiliyor… Meğer, rahmetlinin saçı asansörün kapısına sıkışmış… Hastabakıcı kafayı yedi tabii, rapor verip emekliye sevk ettiler, son gördüğümde kapıda ayakkabı boyacılığı yapıyordu. Sonra n’ooldu bilmiyorum.)
*
Neyse… Allah’tan Profesör Haberal’ın hastane odasını gece yarısı bastılar da, memleketin sağlığını koruma altına almış oldular… Ki, maazallah bi fenalık yapmasın ordan.


Yılmaz Özdil