4 Mart 2011 Cuma

Yazma yazdıkça sıra sana gelecek!.. -Necati Doğru

 Yazma yazdıkça sıra sana gelecek!..
İnsanın içinden dalga geçmek geliyor:Yazma, yazdıkça sıra sana gelecek. Gazetecileri içeri ala ala “yüzde 42’yi” bulacaklar. Sabah erkenden “evleri arama” ve “tutuklayıp gözaltında sorguya alma” dalgaları birbirini izliyor.
Gazeteci Nedim Şener’i de aldılar.
Gazeteci Müyesser Yıdız’ı de aldılar.

Gazeteci Ahmet Şık’ı de aldılar.
Yazar Yalçın Küçük’ü de aldılar
Daha önce alıp, nerdeyse iki yıldır “yapılmamış bir darbeye nasıl bir destek sundukları bir türlü anlatılamayan” gazeteci Mustafa Balbay ile gazeteci Tuncay Özakan’ı da “içerde yatırma koşulları iyileşti” diyerek ayrı hücrelere koydular.
Soner Yalçın’da içerde 15. gününü doldurdu.
Alınan gazeteci sayısı artıyor.
50’yi geçmiştir.
Dünkü dalgada toplam 10 gazeteci ve 1 tane de MİT mensubu “evlerinden alınıp” gözaltına sorguya götürüldüler.
Xxx
İçlerinde tanıdıklarım var.
Sözgelimi Nedim Şener, “gazetecilik ilkeleri ve ahlakı dışına çıkmasından” kesinlikle şüphe etmeyeceğim bir arkadaşım.
Kalemini, gazetecilik dışında kullanacağını ve özellikle herhangi bir “darbe girişimine” alet edebileceğini düşünemem.
Nedim Şener, devletin en büyük ayıbı olan “Hırant Dink’in korunamayıp öldürülmesi” olayında “polisin ve jandarmanın taraflı davranıp davranmadığını” sorgulayan, araştıran, belge bulan, kanıt ortaya koyan ve dikkatleri çeken haberler yaptı.
Gazeteci böyle olur.
Gerçekleri arar.

Müyesser Yıldız da, “gerçekleri arayan” genç bir gazeteci.
Ergenekon Savcısı Zekarya Öz’e karşı Yargıtay’da “dava açabilecek” kadar cesur ve kalemini sünepeleştirmeyen bir yazar.
Yazar böyle olur.
Ahmet Şık gibi olur.
Yalçın Küçük gibi olur.
Soner Yalçın gibi olur.
Mustafa Balbay gibi olur.
Ve Tuncay Özkan gibi…

İleri demokrasi bu tip araştıran, belge bulan, korkmayıp eleştiren, dikkat çeken, korkuların üstüne gedin gazeteciklikle olur.
Bütün gazeteciler; Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın uçaklarına binen, gezileri izleyen, bakanlar ne dediyse aynı ezberleri tekrarlayanlardan olursa “askeri darbeler” bitse bile “sivil diktatörlükler” yerleşir.
Xxx
Tamam yargı süreci devam ediyor.
Sakin olalım, izleyelim.
Ancak şu soruyu da soralım:
Eveleri aranıp, sorguya alınan ve sonra da “delileri karartmasınlar ya da kaçmasınlar” diye hapse konulan bu gazetecilerin, gerçekten “darbe yapmayı düşünmüş fakat yapmamış olanlarla işbirliği-güç biriliği- eylem birliğine” giriştiklerinin kanıtı var mı?

Kanıt olması gerekir.
Hukuka uyması gerekir.

Sözgelimi Soner Yalçın’ın içeri alındıktan sonra yandaş gazetelere sızdırılan suçlamalar içinde “mülkiyeti muhalefet partisine ait bir tv kanalını satın alıp iktidar partisinin hoşuna gitmeyecek yayınlar yapma ile halkı kin ve nefrete teşvik etme” türünden iddialar yazıldı.
Bilgisayar ortamında uzaktan gönderilmiş “pusucu belgelerden” söz edildi.
Bu çağda bunun için gazeteci susturulup tutuklanır mı?
KUTU
(uyan Borusu)
Almanya ile Türkiye farkı!
Almanya Savuma Bakanı, Karl-Theodor zu Gutenberg, doktora tezinin yazarken “çalıntılar yapmış, başkalarının beyin emeğini dip not göstermeden alıp kitabına koymuş” olduğu ortaya çıktı.
Alman bakan istifa etti.
Türkiye’de bakanlarımızdan Ömer Dinçer (Başbakanlık müsteşarlığı yaptığı sırada yazdığı kitabında) bilim hırsızlığı yaptığı ortaya atılmış, iddiayı YÖK’ten profesörler kurulu incelemiş ve “hırsızlık yapılmış” diye karar vermişti.
Ömer Dinçer, önce milletvekili seçildi, sonra da bakan oldu.
Gerçekten ibret verici!

0 yorum:

Yorum Gönder