Fettulah Gülen, belki bilerek belki de bilmeden, en büyük kötülüğü, sanırım, polisimize yaptı. Bakınız medyaya, bakınız yazılan kitaplara; Fettulah’ın Copları, Fetoş’un Polisi, Fettullahçı Polis gibi daha birçok sıfatlar takıldı polisimize… Nerdeyse polisimiz kamplara ayrıldı, bölündü, parçalandı, kardeş kardeşe nerdeyse düşman edildi, yazık, bir din adamına yakışır mı bu… Fettullahçı Polis varsa eğer, Cumhuriyet Polisi yok mu, elbet var ama ayrı gayrı oldu şimdi… Halbuki Polis bizim, devlet bizim, adalet bizim, halkımızın, bir kişinin değil…
Fettullah Gülen, yine, belki bilerek belki de bilmeden, en büyük kötülüğü Ordumuz’a yaptı. Bakınız medyaya, gazetelere, televizyonlara; darbeci ordu, cuntacı ordu, millete ihanet eden ordu, katil ordu, daha neler neler, ordumuza yakıştırılmayan, sanırım, hiçbir kötü sıfat kalmadı…
Türk milletini nerdeyse ordusuna düşman haline getirmeye çalıştı bu medya, başta Samanyolu televizyonu, yazık… Fettullah Gülen adına yayın yaptıkları söylenen bu medyaya bu yakışır belki de, Fettullah Gülen’e yakışır mı buna izin vermek, buna göz yummak, çıkıp bir şey demez mi insan bu işbirlikçi medyaya… Bir din adamına yakışır mı, milletini kendi ordusuna düşman etmeye çalışmak… Halbuki Ordu bizim, Mehmetçik bizim, ana bizim, hepsi bizim, bir kişinin değil…
Fettullah Gülen, yine, belki de, en büyük kötülüğü çocuklarımıza yaptı. Bakınız yurtlara, pansiyonlara; çocuklarımız elimizden alındı, Işık evlerine, Işık yurtlarına, ağabeylere ablalara teslim edildi. Kızlarımız türban taktı, takan- takmayan nerdeyse birbirine düşman haline getirildi, yazık değil mi çocuklarımıza…
Bir din adamına, kendini devlet yerine koymak yakışık alır mı; devredin devlete, bütün yurtları, okulları, kursları, dershaneler, hepsini devlete devredin, devlet baksın bizim çocuğumuza, hayırsever bir din adamına işte bu yakışır, yoksa kendini devlet yerine koyup çocuklarımızı elimizden almak yakışmaz… Bu çocuklar bizim, geleceğimiz, geleceğimizin teminatı, onlara devlet sahip çıkacak, bir kişi değil…
Fettullah Gülen, belki de, en büyük kötülüğü ticarete yaptı, milli ticaret yeşil olan- olmayan diye ayrıldı… İnsanlarımıza yaptı, insanlarımız Fettullahçı olan- olmayan diye ayrıldı… Siyasete yaptı, siyaset AKP yanlısı- AKP karşıtı diye ayrıldı… Kutsal dinimize yaptı, dindar insanlarımızın inancı Fettullahçı ya da değil diye ayrıldı… Kızlarımıza, kadınlarımıza yaptı, kadınımız kızımız türbanlı- türbansız diye ayrıldı… Milli eğitime yaptı, eğitim Fettullahçı okul-devlet okulu diye ayrıldı… Kardeşliğimize yaptı, kardeşlerimiz Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye ayrışmaya başladı… Adalete yaptı, en kutsal adalet duygusu Fettullahçı hakim-savcı/ Atatürkçü Hakim-Savcı diye ayrıldı…
Nereye kadar gider bu iş?
Bir din adamının izlediği siyaset, bir ülkeyi böylesine nasıl ayrıştırabilir?
Vicdan nasıl bunu kabul edebilir?
Ülkesini böylesine ayrışmış görmekten bir insan nasıl rahat uyuyabilir?
Ülkemizi korku almış bürümüş, adalete güven kalmamış, polis güven kaybediyor, ordumuz sarsıntı geçiriyor, işsizlik, yoksulluk, açlık almış başını gidiyor, bu mudur Fettullahçı olmak?
Fettullahçı olmak demek, ülkemizi bu hale getirmek demekse eğer, ben Fettullahçı değilim, AKSİNE KARŞIYIM!
Ben bir Müslümanım, Türk’üm, ne Mutlu ki Türk’üm!
Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları, adalet, kardeşlik, mutlu ve huzurlu bir yaşam, geleceğe güven duymak istiyorum ben, Fettullahçı olup ülkemin ve çocuklarımın geleceğini tehlikeye atmak değil…
Kutsal dinimiz adına işi siyasete dökenler, ticarete dökenler ve bu saydıklarımızın peşinden körü körüne sürüklenenler, ülkemizi ne hale getirdiğinize bir bakın, elinizi vicdanınıza koyun, vicdanınıza ve geç olmadan bu ayrıştırma siyasetini terk edin, desteklemeyin, destek vermeyin, siz olmadan nasıl olsa onlar bir şey yapamaz, yoksa bu vebalin altından kalkamazsınız….
Erdal Sarızeybek

0 yorum:
Yorum Gönder