4 Mart 2011 Cuma

TAYYİP’İ SABOTE EDİYORLAR -EMİN ÇÖLEŞAN

 TAYYİP’İ SABOTE EDİYORLAR

SEVGİLİ okuyucularım, Türkiye’de inanılmaz olaylar oluyor. Elde ettiği olanaklarla kendisini değil sadece Türkiye’nin, dünyanın en güçlü insanı (!) olduğunu zanneden Tayyip önüne gelene atıp tutuyor.
Devletin korkunç parasal olanaklarıyla çıktığı son Almanya gezisinden dönüşte, uçakta yandaş medyaya demeç veriyor.

“Yüksek Seçim Kurulu, yurtdışında yaşayan vatandaşların seçimde oy kullanamayacağı doğrultusunda karar almış. Bu karar yurtdışındaki vatandaşlarımızın seçme ve seçilme özgürlüğüne vurulan bir tokattır. Açığa düştük. Bizi sabote mi ediyorsun?”
Bu sözleriyle yurtdışında yaşayan insanlarımıza göz kırpıyor, “Aslında biz size oy kullandıracaktık ama YSK izin vermiyor” demeye getiriyor.
Peki kardeşim, sen dokuz yıldan bu yana iktidardasın. Yurtdışında yaşayanların oy kullanmasına ilişkin bir yasa çıkardın mı? Yasaya da bırak bir yana, bu konuda herhangi bir adım attın mı? O işin altyapısını hazırladın mı?
Hayır, hiçbir şey yapmadı.
Dolayısıyla, dışarıda yaşayan seçmenler bu seçimde de zaten oy kullanamayacaktı.
Ama Padişahımız efendimiz birilerine vurmak için fırsat kolluyor ya, şimdi YSK böyle bir karar alınca hemen saldırıya geçiyor. Sanki bu karar olmasaydı, yurtdışında yaşayanlar oy kullanacaktı!
Padişahımızın bütün amacı, hangi konuda olursa olsun birilerine posta koymak, sert çıkmak ve toplumu korkutmak… “Ben buradayım haaa” diye göz boyamak.
• • •
Tamamı yüksek hakimlerden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan Yüksek Seçim Kurulu için söylediği şu söze bakar mısınız:
“Sen bizi sabote mi ediyorsun?”
Seni kim sabote edecek?.. Senin aklından bile geçmeyen milletvekilliğini sana ihsan eden, önüne altın tepside sunan, 2003 yılında Siirt seçimini durup dururken iptal eden, tekrarlanan seçimde sana Siirt milletvekili kimliğinle Meclis yollarını açan o Yüksek Seçim Kurulu değil miydi?
Onlar olmasaydı, sen bırak Başbakan olmayı bir yana, milletvekili bile olamayacaktın.
Bu Tayyipgiller’in ilginç bir uyutmaca taktiği var. Alınan bir karar hoşlarına gidiyorsa hiç ses çıkarmazlar, hiç tepki vermezler.
Sanki Fatih Sultan Mehmet Almanya seferine çıkmıştı! Almanya’yı fethetmeye geliyordu!
Ama hoşlarına gitmiyorsa, derhal saldırıya geçerler.
Şimdi kendisini çok güçlü (!) görüyor, işine gelmeyince her kuruma, her kesime posta koyuyor.
Bu gücünü bir gün yitirecek, o zaman bakalım neler neler olacak!
Alman basını, bu acayip gezinin yüklü faturasını gündeme getirmekte gecikmedi.
Örneğin en çok satan Bild gazetesi haberi şöyle duyurdu:
“Erdoğan partisi için seçim propagandası yaptı.
Düsseldorf’ta kocaman ISS Dome salonu kiralandı. Alınan bilgiye göre, kira bedeli yedi haneli bir rakammış. (Yedi haneli rakam en az bir milyon euro ediyor.) O yetmiyormuş gibi bütün kentte 1200 adet reklam panosu kiralandı. Bu panolar için 360 bin euro ödendi. Bu paraları kim ödüyor?”
Bizim sormamız gereken soruları Alman basını soruyor.
Bir propaganda gezisi düşünün, devlete maliyeti birkaç milyon euro dolaylarında. Alman basını gündeme taşıyor, kim ve nasıl ödüyor bu paraları?
Şöyle oluyor: Gidecekleri yerin büyükelçiliğine, ya da başkonsolosluğuna para gönderiliyor, salonlar ve reklam panoları kiralanıyor, kalabalık ekibin uçak, lüks araç, otel, yeme içme, koruma, refakatçi gazeteci masrafları karşılanıyor. Hep birlikte yüksek harcırahlar alıyorlar…
Sonuçta ne oluyor?
Tayyip, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımıza devletin ve milletin parasıyla parti propagandası yapmış oluyor.
Helal olsun!


Emin Çöleşan

0 yorum:

Yorum Gönder