Tunus’ta başlayan, buradan çapraz gidişle çevre ülkelere yayılan “tek adam yönetimine başkaldırı”, öncelikli olarak “Arap dünyasında değişim” şeklinde algılandı.Tunus, Mısır, Libya, Cezayir, Fas bir başka yanıyla Afrika kıtasının Akdeniz hattı.
Bugün gelişmelere “21. yüzyıl biçimlenirken Afrika” gözlüğüyle bakalım. Bahtı kara Afrika’da ilan edilmemiş bir paylaşım yaşanıyor. Derler ya; av öykülerini hep avcılar anlattığı sürece kaybeden hep aslanlar olur. Tarihi egemen devletler yazdığı sürece, baskın olan doğal olarak bu ülkelerdir.
***
Yelpazeyi genişçe tutup satırbaşlarıyla Afrika turu yapalım:
- Mısır 7. yüzyılda Arapların eline geçtikten sonra bir asır içinde bütün Kuzey Afrika Araplaştı. Bunun için kullanılan başlıca güç şuydu: Dil ve din.
- Magrib ülkeleri Fas, Cezayir, Tunus 9. yüzyıla kadar Bağdat Halifeliği’ne bağlı kaldılar. Sonra bağımsız krallıklar, ardından Osmanlı.
- Kuzeyi, güneyi dahil bütün Afrika kıtası, özellikle 15. yüzyıldan itibaren çok sistemli bir şekilde köle ticaretinin merkezi oldu. 1441’de Moritanya kıyılarından 12 Afrikalının yakalanıp Portekiz’e götürülmesiyle yüzyıllarca sürecek köle ticareti başladı.
- Afrika’dan en büyük köle ticareti Amerika’ya yapıldı. 16. yüzyılda götürülen köle sayısı 130 binken 17. yüzyılda bu sayı 1 milyon 300 bin, 18. yüzyılda 6.5 milyon oldu. Tarih boyunca Afrika’dan Amerika ve Avrupa’ya götürülen köle sayısının 150 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.
- Beyazlar köle ticaretini büyütürken en büyük yardımı yine Afrikalılardan aldılar. Kıyılarda yaşayan kabilelere, “Size dokunmayacağız, Afrika’nın iç kesimlerinden kabileleri yakalayıp getirin, bize satın. Siz rahat yaşarsınız” dediler. Böyle bir “işbirliği” kurmasalardı, köle ticareti bu kadar yoğun ve uzun süreli olamazdı.
- 20. yüzyılın başında Avrupa ülkeleri Afrika’yı paylaşmaya girişti. Birinci Dünya Savaşı sürecinde Afrika’nın 3.7 milyon milkaresi İngiltere’nin, 3.6 milyonu Fransa’nın, 1 milyonu Almanya’nın, 900 bini Belçika’nın, 800 bini Portekiz’in oldu.
- Üzerinde en ciddi çekişmenin olduğu yerlerin başında Mısır geliyordu. İngiltere’ye Fransa da ortak oldu. Kıtada en etkin kazanım İngiltere’nindi.
- 20. yüzyılın ortasına doğru Afrika kabilelerinde uyanış başladı. Topraklarının mülkiyetini beyazlardan almak istiyorlardı. Beyazlar buna karşı kiralama yöntemini geliştirdiler. “Bu topraklar tabii ki sizin, biz sadece kiralayıp işletmiş oluyoruz” dediler. Bu alanda rekor sanırım Amerikan Başkanı Obama’nın köklerinin olduğu Kenya’dır. Beyazlar 999 yıla kadar toprak kiralayabiliyorlardı. Kenya’nın toprak zenginliğini şöyle anlatalım: Bilinen 3 bin çeşit tıbbi bitki yetişiyor.
- 20. yüzyılın ikinci yarısında art arda bugün tanıdığımız ve halen iç karışıklıklar nedeniyle gündeme gelen ülkeler kuruldu. Bunların çoğu sömürgecilik döneminin biçim değiştirmesinin koşutu olarak uluslararası konferansların sonucunda bağımsız devlet oldu.
***
Geldik 21. yüzyıla… Sözünü ettiğimiz ülkeler yine iç hareketliliklerinin yanı sıra uluslararası kurumların, büyük devletlerin gündeminde.
Başta vurguladığımız gibi; Akdeniz’in güneyindeki ve doğusundaki toplumsal hareketlere bir bütün olarak Afrika’nın yeniden biçimlenmesinin parçası olarak da bakmak gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde sık işleyeceğimiz bir konu başlığını soru olarak yöneltelim:
Afrika’nın kuzeyinde demokrasiyi arayan toplumsal dinamikler mi öne çıkıyor, 21. yüzyıla yön veren ülkeler yerli müttefik mi değiştiriyor?

0 yorum:
Yorum Gönder