30 Ocak 2011 Pazar

Olmaz Olmaz Demeyelim… Cüneyt Arcayürek


Müjdeli haberlerle haftayı kapattık.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı, günlerdir medyanın yaşama müdahale saydığı bir konuya açıklık getirdi:
Cumhurbaşkanlığı’nda bir film galasında artık içki ikramı yapılabileceğini açıkladı. Birinci müjde.İkinci müjdeye gelince, iktidar da -tabii iktidara geldiklerinde- muhalefet partileri de yoksul aileleri rahatlatacak içerik açısından ortak vaatte bulunuyorlar.
CHP diyor ki yoksullara; partiyi iktidara taşıyın. Kaynağı cebimde. Aile sigortası sistemi kuracak, her aileye her ay 600, yerine göre 700-800 TL maaş bağlayacağım!
MHP diyor ki yoksullara; iktidara gelirsem kadınlara ayda 320 TL maaş benden!
AKP’nin böylesi vaatleri dillendirmesine gerek yok!
Kışın kömür, yaz başlarında yiyecek, yeri geldiğinde elden para zaten dağıtıyor.
Toplumsal bir konuda anlaştılar mı partiler; anlaştılar!
Gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilemem ama, müjdeli haberlerle birey ve ulus olarak çok ama çook rahatladık!
***
Hele RTE’nin Erzurum’da kısıtlı sayıda öğrenci konseyi temsilcilerine; “Ben İstanbul’da çok farklı bir lüks içinde yaşayabilirdim” diye başlayan açıklamalarını izleyince.. itiraf etmeliyim, böylesi halkıyla bütünleşmiş bir Başbakanımız olduğu için büyük keyif duydum.
Bakın neden: Başbakan lüks yaşantısı olmadığının kanıtlarını sıralıyor.
“Ama İstanbul’un varoşlarında yaşayanların nasıl yaşadığını biliyor muyuz” diye soruyor.
Gidip orada bir evde, bir Roman’la bir Kürt, Boşnak kardeşinin evinde yemek yediğini, sohbet ettiğini söylüyor.
Kasımpaşa’daki sokak arasındaki küçük basit evden İstanbul’un gözde bir semtindeki lüks villaya geçen, bir iki saatliğine de olsa kent varoşlarına giden bir Başbakan’ı Türkiye dışında dünyanın hangi gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkesinde bulabilirsiniz?
Kuşkum yok; dünün yoksulu bugünün zengini Başbakan’ı varoşlarda karşılarında, evlerinde gören işsizler iş bulmuş gibi seviniyor. Açlık sınırında dolaşanlar, birden aksırıncaya tıksırıncaya kadar yemiş içmiş gibi hissediyorlar.
Sandık günü helal oylar RTE’ye!
***
Halk mutlu mu mutlu!
Geriye ne kaldı? Başkanlık sistemi ile iki partili rejimi nasıl getireceğimize çözüm yolları aramak!
Elhak Başbakanımız o konuda da “düşünüyor”.
Başkanlık sistemi ile birlikte iki partili parlamentoyu “faydalı buluyor”. Sonra?…
RTE’nin önerileri ha oldu ha olacakmış gibi; iki partili sistemin sosyal ve siyasal koşullar yaratacağını, iki partinin askerlerin özlemi olduğunu, RTE’nin hem Cumhurbaşkanı, hem başbakan, hem de parti lideri olmayı amaçladığını öne süren anayasa profesörleri mi istersiniz, her partiden karşı sert açıklamalar mı birbirini kovalıyor.
Öyle bir Başbakanımız var ki.. kadrini değerini bilelim. Hakkını yemeyelim.
Birden tek cümlelik bir öneri atıyor ortaya.
Önerileri üzerinde, ister başkanlık, ister iki partili Meclis konularında toplumun bütün değerlerini kafa yormaya zorluyor.
Nasıl Başbakan ama?
***
Başkanlık sistemi ile iki partili Meclis’i nasıl gerçekleştireceğini soran, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini araştıran yok ortalıkta.
Türkiye demokrasiye 1946’dan itibaren Meclis’te iki partiyle açıldı: CHP ve DP!
İki partili Meclis, 1950’den 1960’a kadar işledi.
RTE’nin hasretini çektiği iki partili Meclis’te DP çoğunluğunun evet dediği yasalar kolaylıkla çıkarılabiliyordu ama.. demokrasiye kilit vuran, halkı ve basını baskı altına alan, yazarları hapishanelere kapatacak yasalar da, uygulamalar da iki partili Meclis’in marifetiydi.
Seçim sistemi ne zaman ki nispi usule dönüştü.. iki partili Meclis’in de sonu geldi.
Üstelik nispi seçim sistemi 1964’ten beri bir partinin tek başına iktidara gelmesine de engel olmadı.
Ha belki de RTE’nin kafasında gizlediği bir yöntem, bir senaryo var; ama şimdilik açıklamak istemiyor olabilir.
Örneğin iki partili sistemle Meclis’i dikensiz gül bahçesine dönüştürmek istiyorsa.
…seçim sisteminde ufacık bir değişiklikle amacına ulaşmayı düşünebilir.
Seçimlerde, 1950’den 60’a kadar DP’yi tek başına iktidarda tutan, iki partili Meclis’in oluşmasını sağlayan seçim sistemini…
…bir fazla oy alan partinin her ilde seçimi kazanmasını sağlayan çoğunluk sistemini uygulayabilir.
İşte o zaman; bugün düşsel görünen yüzde 50-60 oy, AKP’nin cebinde!
Olmaz olmaz demeyelim. Sekiz yılda olmaz, olamaz dediklerimiz gerçekleşmedi mi?

0 yorum:

Yorum Gönder